Pazar

20 saniye falan süren işeme sürem boyunca ayakta öylece beklemekten sıkılıp iş olsun diye sifonu çekip çişimle suyun birlikte akışını izliyorum. Bazen rezervuarın suyu çişten önce bitiyor. O zaman çekilmiş sifonun üstüne işemiş oluyorum ve tekrar sifonu çekmem gerekiyor. Ama rezervuardaki su bitti, onun dolmasını mı bekleyeyim? Beklemiyorum, çıkıyorum tuvaletten. ehehe

Cumartesi

karakter nasıl başladıysak nasıl oluşturduysak yaşam boyu karşımıza çıkan tüm iyi kötü olayların etkilemesine izin vermememiz gereken belirli niteliklere sahip ve kutsal bir manifestosu olan kurallar bütünü müdür? Neden bu sürekli doğruyu arama telaşımız. niye insan egoları doğrultusunda bir yaşam sürmek gibi bir seçim yapamıyor. muhakkak ki burada devreye teokratik kavramlar ve öğretiler giriyor pek tabi... ancak kimseye zarar vermeden ama saçma ve salak polyanna kıvamında yaşamadan da sürdürülebilirliği olmalı bu hayatın.  genelde karakterli olmaya çalıştım kendi çapımda ve ayın 5 ,inde maaşı alıp cebi para doldurtuktan sonraki dönem ne isem ayın 30 unda simit mi alsam gazete mi alsam diye kararsız kaldığım gariban dönemimde de bu karakter çizgimi değiştirmedim nacizane. sır kapısında bir adam vardı izlemiştim bir keresinde. cebinde borcu için denkleştirmeye çalıştığı bir parası vardı sanırsam ve o paranın bir milktarını karşısına çıkan dilenciye veriyordu. sonra pazardan aldığı balığın karnından elmas çıkıyordu. böylece yapmış olduğu üstün karakterli insan davranışı ödüllendirliyordu. Bende bu olaydan sonra belkide 50 kere dilenciye para verdim hemen akabinde koşup balık aldım içinden ciğer çıktı. dedim belki benim kısmetim tavuktur diye tavuk aldım kazıdım boş çıktı. ( beyaz et almayın bi bok çıkmıyo kurbanda 6 arkadaş birleşip danaya giricez hayırlısı) aslında güçlü biri değilim ben. pes etmesini sevmesem de sürekli yenilen tarafım. yenilen kişi de güçlü değildir. babam küçükken çok çabaladı güçlü olmam için. süper kahraman gibi davranırdı hep. onun gözünde enerji saçan sıradışı biriydim. öpüşmen derdi bana. ben öpüşmen'dim. öpücüğüm sihirliydi benim.. artık yenilince ve bir şeyleri kaybedince koyuyor. belki sizler bu yazıyı gülerek okurken ben yazdıkça ağlıyorum. çocuk gibi ağlıyorum hem. arada bir avucumla silip ağlıyorum. şöyle bir bakıyorum da ne kadar acizmişim lan ben. önümdeki boş bira kutularını bile yumruğumla sıkıp poşete koymuşum. hani çok güçlüyüm ya.. ezmişim onları...Sanki ben hiç ezilmemişim gibi..

Pazartesi

Son günlerde randımanlı sıçamıyorum be blog. Eskiden sıçınca bi hafiflik, rahatlık duygusu olurdu ama artık o eski şevki yaşayamıyorum. Nedendir çözemedim ama mutsuzum be blog. Lan hayatımızın içine sıçmışlar lan ben hala ne yazıyorum suratıma tüküreyim benim de...

Cuma

İstemediğim insanların bana aşırı ilgi göstermesinden bıktım. Bak pas vermiyorum bırak dimi.Öte yandan benim istediğim, kendimi gözüne gözüne soktuğum ya da öyle sandığım insanların da sikinde bile değilim.Kısaca tam dayaklığım. bırak hazır sana ilgi göstereni var dimi. yok. illa özgüvenimi sikicem. Başka türlü akıllanmam.

Salı

Gelgitlerim var benim. Bodoslama dalıp sert kayalara çarpanlardanim. Aklıyla kalbi aynı yöne bakamayanlardanım mesela.Yalnızlıktan vazgecemeyip ıssızlıktan korkanlardanim. Degisikligi sevdiği kadar değişimden korkanlardanim ben. Evlilikten urküp, evlilikle sevgiliyi tartanlardanim. Her şeyini anlatabilecek kadar samimi olduklarından sakladiklari olanim ben. Sahip olduklarına fazlaca sadık kalip da aidiyet duygusunu eksik yasayanlardanim mesela.İçten içe düşünüp aramam gerektiginde aramadigi için vefasız olanlardanim. Kendisiyle dalga geçebilen ama dalga gecilmesindesinden hoslanmayanlardanim. Kendime tahammülüm yok benim. Ne boka yaradığımı sorgulayıp duruyorum. Acınasıyım içi kurudu içim.Karman çormanım ben lan valla bak.

Pazar

Hayat çok ibne be..  Bazen okumamasını istediğim insanların burayı okuyabileceklerini 

düşündüğümden istediğim gibi at koşturamıyorum. Kimseye blog yazmaya başladım 
demedim gene de bi korkudur endişedir var. Tam dalmış yazarken arkada belirmeleri benim suçum değil tabi. Çok sinsi insanlar var çok. Ayıp.

Çarşamba

Ne zaman plan yapsam illa bir şey çıkıyor karşıma ve bozuluyor planlarım. Ya da ne zaman zorunlu olarak bir şey yapmam gerekse o zaman çok süper şeyler çıkıyor karşıma ve ben gidemiyorum.
Bu yaz için yaptığım planlar suya düşerse kafayı yerim kesin. O yüzden bir Allahın kuluna anlatmıyorum. Yazın napıcağımı soranları da geçiştiriyorum. 
Yine bir arkadaşımla aram bozuldu. Ama bundan dolayı hiç üzülmüyorum. Etrafımdan uzaklaştırmaya çalışıyordum zaten, kendisi hızlandırdı her şeyi. oh mis. Bana yapacak bir şey kalmadı.