Çarşamba
Kimse için değerim yokmuş lan benim. Kurtulunması gereken bir yükmüşüm. Su alan gemide atılacak ilk ağırlık, yangında feda edilecek ilk nesneymişim. Çok acı bir durum. Can yakıcı, kalp kırıcı...Kime ne zararım olurdu ki benim? Anlamamış sadece iyi günde yanında olmayacağımı. Bir insanın değer verdiği kişilerin iyi, kötü her an yanında olmak isteyebileceğini. Ya da anlamışta ben zaten hiç yokmuşum. Kümenin etkisiz elemanıymışım ama bilmiyormuşum....
Perşembe
Bu körler ve sağırlar kör ve sağır olduklarını bir türlü kabul etmiyorlar. İnadına kör ve sağır olmadıklarını iddia ediyorlar. Hödük ve aptalların kendilerini hödük ve aptal olmadıklarını bilakis zeki ve akıllı olduklarını iddia etmeleri gibi. Bende ne yapayım omuz silkiyorum ben körüm sağır aptalım ve hödüğüm diyorum. Ama ekliyorum eğer siz kör, sağır, aptal ve hödük değilseniz.
Cumartesi
En eski, en yakın arkadaşımla aylardır tek bir kelime dahi konuşmamış olmam. Hayır, hiç bir engel yok hatta şuanda bile buluşup takılabiliriz. Ancak yavaş yavaş birbirimizden kopuşumuz ve hiç bir sebep olmadan aramızın soğuması çok üzücü lan. Birbirimize her manitamızla tanıştırırdık. Hatta bir keresinde daha flört dönemini yaşarlarken ben bizimkinin manitasını elinden kapmıştım. Hayır, buna bozulmayacak kadar yavşak bir arkadaşlıktı bizimkisi.
Tabii ki hayatın gösterdiği yerlerde yeni arkadaşlıklar, yeni insanlarla olmak gerekir ancak böyle sikimsonik bir şekilde aranın açılması çok kötü. Konuşmadığımız zaman içerisinde bir sürü manita yaptım hiç biriyle tanışmadı. Tabii ki onun kaybı. Çocukken ilk biralarımızı beraber alıp içtiğimiz, ilk milli olduğumuzda en ince iğrenç detayına kadar anlattığımız bir arkadaşlığın tekrar doldurulması çok zor amk. En hassas aile durumlarım hakkında bile gelişi güzel taşak geçerdi. Dünyada böyle bir şeyin sadece benim başıma gelmediğini de biliyorum lan. Ama üzülüyor insan ne yapalım....
Tabii ki hayatın gösterdiği yerlerde yeni arkadaşlıklar, yeni insanlarla olmak gerekir ancak böyle sikimsonik bir şekilde aranın açılması çok kötü. Konuşmadığımız zaman içerisinde bir sürü manita yaptım hiç biriyle tanışmadı. Tabii ki onun kaybı. Çocukken ilk biralarımızı beraber alıp içtiğimiz, ilk milli olduğumuzda en ince iğrenç detayına kadar anlattığımız bir arkadaşlığın tekrar doldurulması çok zor amk. En hassas aile durumlarım hakkında bile gelişi güzel taşak geçerdi. Dünyada böyle bir şeyin sadece benim başıma gelmediğini de biliyorum lan. Ama üzülüyor insan ne yapalım....
Çarşamba
Hayat cok tuhaf ben bunu anladim. insanoglu tabiati geregi bencil. Bir zaman gelir her seyi asar mi diye dusuncelerdeyim. Benim bi huyum vardir. kendimi hic ozel hissetmem. Bende olan, dusundugum, hissettigim bir seyi hep cok normalmis, herkeste olan durumlarmis zannederim. Yalniz olmak zor diyorum simdi. Ama oyleyse benim dusunceme gore herkes yalniz demektir. Su durumda insanlar bununla nasil basa cikiyor o zaman? Olecekmis gibi olmuyor mu herkes de. Herkes mi birilerine ihtiyac duyarken aslinda onlara ihtiyac duyan kimse yok? Ne tuhaf bir dusunce ama bu degil mi.. Birinin sana ihtiyac duymasini istemek, bi taraftan hic bencilce degil, ama ozunde de dunyanin en bencil fikri.. Sanirim bu bencillik kavrami aslinda her seyin icinde. Gecenin bir yarisi bunlari yazmak da bencillik. Kendi icinden cikan cocuga bakmak. Birini mutlu etmek bile bencillik. Sevmek, asik olmak, uzmek, uzulmek, incinmek, incitmek, yardim etmek, oldurmek, olmek hepsi de keza oyle. Hayatinda planlar yaparsin, sonra gun gelir her sey altust olur. İnsanlar sana butun bunlarin gececegini soyler. Ne kadar bencilce. Acaba sen kendini uzme bize de sikayet etme boylelikle biz de uzulmeyiz diye dusundukleri icin mi? Seni iyi edecek doktor da mi oyle? Herkeste kendini tatmin etme arzusu mu var en basitinden? kendini uzme canini sikma kafaya takma. herkesin herkese verdigi tavsiye bu. Ben yapamiyorum. Beceremiyorum. Sanirim bunu basarmanin en temel prensibi de kendini sevmek once. Sevemiyorum. Sagima soluma baktim yanimda kimse yok al iste. Benim yerime yapsin biri bunu. Gelsin sadece beni sevsin. Yani demek istedigim. beni, sadece, sevsin. benim de bi bencil tarafim olsun. O kadarcik.
Pazar
20 saniye falan süren işeme sürem boyunca ayakta öylece beklemekten sıkılıp iş olsun diye sifonu çekip çişimle suyun birlikte akışını izliyorum. Bazen rezervuarın suyu çişten önce bitiyor. O zaman çekilmiş sifonun üstüne işemiş oluyorum ve tekrar sifonu çekmem gerekiyor. Ama rezervuardaki su bitti, onun dolmasını mı bekleyeyim? Beklemiyorum, çıkıyorum tuvaletten. ehehe
Cumartesi
karakter nasıl başladıysak nasıl oluşturduysak yaşam boyu karşımıza çıkan tüm iyi kötü olayların etkilemesine izin vermememiz gereken belirli niteliklere sahip ve kutsal bir manifestosu olan kurallar bütünü müdür? Neden bu sürekli doğruyu arama telaşımız. niye insan egoları doğrultusunda bir yaşam sürmek gibi bir seçim yapamıyor. muhakkak ki burada devreye teokratik kavramlar ve öğretiler giriyor pek tabi... ancak kimseye zarar vermeden ama saçma ve salak polyanna kıvamında yaşamadan da sürdürülebilirliği olmalı bu hayatın. genelde karakterli olmaya çalıştım kendi çapımda ve ayın 5 ,inde maaşı alıp cebi para doldurtuktan sonraki dönem ne isem ayın 30 unda simit mi alsam gazete mi alsam diye kararsız kaldığım gariban dönemimde de bu karakter çizgimi değiştirmedim nacizane. sır kapısında bir adam vardı izlemiştim bir keresinde. cebinde borcu için denkleştirmeye çalıştığı bir parası vardı sanırsam ve o paranın bir milktarını karşısına çıkan dilenciye veriyordu. sonra pazardan aldığı balığın karnından elmas çıkıyordu. böylece yapmış olduğu üstün karakterli insan davranışı ödüllendirliyordu. Bende bu olaydan sonra belkide 50 kere dilenciye para verdim hemen akabinde koşup balık aldım içinden ciğer çıktı. dedim belki benim kısmetim tavuktur diye tavuk aldım kazıdım boş çıktı. ( beyaz et almayın bi bok çıkmıyo kurbanda 6 arkadaş birleşip danaya giricez hayırlısı) aslında güçlü biri değilim ben. pes etmesini sevmesem de sürekli yenilen tarafım. yenilen kişi de güçlü değildir. babam küçükken çok çabaladı güçlü olmam için. süper kahraman gibi davranırdı hep. onun gözünde enerji saçan sıradışı biriydim. öpüşmen derdi bana. ben öpüşmen'dim. öpücüğüm sihirliydi benim.. artık yenilince ve bir şeyleri kaybedince koyuyor. belki sizler bu yazıyı gülerek okurken ben yazdıkça ağlıyorum. çocuk gibi ağlıyorum hem. arada bir avucumla silip ağlıyorum. şöyle bir bakıyorum da ne kadar acizmişim lan ben. önümdeki boş bira kutularını bile yumruğumla sıkıp poşete koymuşum. hani çok güçlüyüm ya.. ezmişim onları...Sanki ben hiç ezilmemişim gibi..
Pazartesi
Cuma
İstemediğim insanların bana aşırı ilgi göstermesinden bıktım. Bak pas vermiyorum bırak dimi.Öte yandan benim istediğim, kendimi gözüne gözüne soktuğum ya da öyle sandığım insanların da sikinde bile değilim.Kısaca tam dayaklığım. bırak hazır sana ilgi göstereni var dimi. yok. illa özgüvenimi sikicem. Başka türlü akıllanmam.
Salı
Gelgitlerim var benim. Bodoslama dalıp sert kayalara çarpanlardanim. Aklıyla kalbi aynı yöne bakamayanlardanım mesela.Yalnızlıktan vazgecemeyip ıssızlıktan korkanlardanim. Degisikligi sevdiği kadar değişimden korkanlardanim ben. Evlilikten urküp, evlilikle sevgiliyi tartanlardanim. Her şeyini anlatabilecek kadar samimi olduklarından sakladiklari olanim ben. Sahip olduklarına fazlaca sadık kalip da aidiyet duygusunu eksik yasayanlardanim mesela.İçten içe düşünüp aramam gerektiginde aramadigi için vefasız olanlardanim. Kendisiyle dalga geçebilen ama dalga gecilmesindesinden hoslanmayanlardanim. Kendime tahammülüm yok benim. Ne boka yaradığımı sorgulayıp duruyorum. Acınasıyım içi kurudu içim.Karman çormanım ben lan valla bak.
Pazar
Hayat çok ibne be.. Bazen okumamasını istediğim insanların burayı okuyabileceklerini
düşündüğümden istediğim gibi at koşturamıyorum. Kimseye blog yazmaya başladım
demedim gene de bi korkudur endişedir var. Tam dalmış yazarken arkada belirmeleri benim suçum değil tabi. Çok sinsi insanlar var çok. Ayıp.
Çarşamba
Ne zaman plan yapsam illa bir şey çıkıyor karşıma ve bozuluyor planlarım. Ya da ne zaman zorunlu olarak bir şey yapmam gerekse o zaman çok süper şeyler çıkıyor karşıma ve ben gidemiyorum.
Bu yaz için yaptığım planlar suya düşerse kafayı yerim kesin. O yüzden bir Allahın kuluna anlatmıyorum. Yazın napıcağımı soranları da geçiştiriyorum.
Yine bir arkadaşımla aram bozuldu. Ama bundan dolayı hiç üzülmüyorum. Etrafımdan uzaklaştırmaya çalışıyordum zaten, kendisi hızlandırdı her şeyi. oh mis. Bana yapacak bir şey kalmadı.
Bu yaz için yaptığım planlar suya düşerse kafayı yerim kesin. O yüzden bir Allahın kuluna anlatmıyorum. Yazın napıcağımı soranları da geçiştiriyorum.
Yine bir arkadaşımla aram bozuldu. Ama bundan dolayı hiç üzülmüyorum. Etrafımdan uzaklaştırmaya çalışıyordum zaten, kendisi hızlandırdı her şeyi. oh mis. Bana yapacak bir şey kalmadı.
Pazartesi
bazen herkesten uzaklaşmak istiyorum ne kimseyle görüşmek ne de kimseyi aramak. içimden geldiği gibi yaşamak istiyorum.. aklıma geleni hemen yapmak gibi mesela..ama sonra trip atanlar küsenler derken kendi başıma kalamıyorum.hayır her gün herkesin halini hatrını sormak zorunda değilim ki ben. ayrıca tamamen de değil 2 3 gün sadece. bana da yazık anlasalar keşke..
Çarşamba
eğer ki hataysa kırın zincirlerimi
kalbim alışkın nasılsa acılara
kimse sevdiğimi söylediysem
yazlnızlıkta buldum kendimi
demek ki boşunaymış bütün kelimeler
şiirler aşklar boşunaymış
tek gerçek karanlıkmış...
kalbim alışkın nasılsa acılara
kimse sevdiğimi söylediysem
yazlnızlıkta buldum kendimi
demek ki boşunaymış bütün kelimeler
şiirler aşklar boşunaymış
tek gerçek karanlıkmış...
Salı
topraklar korkar
korkak topraklar
seyretmeliydim soğuk su satan çocukları
daha fazla
ve daha fazla yemeliydim
ıslık çalmamıza engel leblebi tozlarından
korkak topraklar
seyretmeliydim soğuk su satan çocukları
daha fazla
ve daha fazla yemeliydim
ıslık çalmamıza engel leblebi tozlarından
Pazartesi
o zamanlar
dünü bugünden ayırırdın sen
ağlarken bakmamı istemez
kuşlara ekmek verirdin
sonra susardın
incir çekirdeğini doldururdu kış
incir çekirdeğinde radyoaktif bir ayrılık
ayrılıklar ölümlere bağlaçtı
bağlaçların bizi bağlamadığı zamanlardı
ah o taş evler
ayva tüylerin, ayışığında yeşilin
yaklaşan sonun ayak sesiydi
aşkımız bitti
dünü bugünden ayırırdın sen
ağlarken bakmamı istemez
kuşlara ekmek verirdin
sonra susardın
incir çekirdeğini doldururdu kış
incir çekirdeğinde radyoaktif bir ayrılık
ayrılıklar ölümlere bağlaçtı
bağlaçların bizi bağlamadığı zamanlardı
ah o taş evler
ayva tüylerin, ayışığında yeşilin
yaklaşan sonun ayak sesiydi
aşkımız bitti
ben seni unutmadım sevgilim
her ne kadar giderken en acı sözleri söylemiş olsanda
ne kadar nefretini haykırmış olsanda başaramadım
ya ben çok güçsüzüm ya sen çok unutulmazsın
başkalarının gözlerinde senin aşkını arıyorum
bulamayacağımı anladığım da ise
başımı omuzlarımın içine daha da gömüp uzaklaşıyorum
ben seni asla unutmuyorum aşkım
birgün sormuştun ''neden ben'' diye
cevap veremedim ''neden sen''din
belki de hiçkimse gibi olmadığındadır
belki de gözlerindeki o masumiyettendir
ben hala seni beklemekteyim
dişarda yüzünü hazana vermiş,
kasvetli bir akşam üstü
camin önünde bir sigara yakmiş
seni düşünen ben
ve tek dileğim seni görmek
her ne kadar giderken en acı sözleri söylemiş olsanda
ne kadar nefretini haykırmış olsanda başaramadım
ya ben çok güçsüzüm ya sen çok unutulmazsın
başkalarının gözlerinde senin aşkını arıyorum
bulamayacağımı anladığım da ise
başımı omuzlarımın içine daha da gömüp uzaklaşıyorum
ben seni asla unutmuyorum aşkım
birgün sormuştun ''neden ben'' diye
cevap veremedim ''neden sen''din
belki de hiçkimse gibi olmadığındadır
belki de gözlerindeki o masumiyettendir
ben hala seni beklemekteyim
dişarda yüzünü hazana vermiş,
kasvetli bir akşam üstü
camin önünde bir sigara yakmiş
seni düşünen ben
ve tek dileğim seni görmek
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)